Ali Tahir Kayabaşı

Tarih: 24.11.2025 14:06

Puro: Nazlı bir asaletin dumanı

Facebook Twitter Linked-in

Son yıllarda popülerliği hızla artan puro, aslında “moda” denemeyecek kadar köklü bir kültürün temsilcisidir. Çünkü puro, öyle herkesin her yerde içebileceği, ayak üstü tüketilen bir keyif değildir. Bir ritüeldir, bir hazırlıktır, bir duruştur… Hatta kimilerine göre başlı başına bir felsefedir.

Puro içmeye niyetlenen biri önce kendine çeki düzen verir; giyimine kuşamına, oturuşuna kalkışına dikkat eder. Zira puro, özensizliğe tahammül edemeyecek kadar nazlıdır. Gelişigüzel yakılmaz; kibrit bile olmaz, illa kendi zarif çakmağını ister. Küllüğünün bile ayrı bir asaleti vardır: Geniş, sabırlı, ağırbaşlı… Tıpkı purosu gibi.

Belki de puroyu farklı kılan şey tam da budur; acele etmeyen insanlara hitap etmesi. Çünkü puro, içeni ağırlaştırır. Hızlı bir dünyanın içinde kısa süreli bir yavaşlama, bir nefes, bir kaçış alanı sunar. Aceleye gelmez; içtikçe sakinleşir, tuttukça karakter ister. Kimi zaman sohbeti derinleştirir, kimi zaman da insanı kendi sessizliğine çeker.

Son dönemde çok kişi puroya merak sarıyor ama çoğu, bu nazlı keyfin ardındaki kültürü pek bilmiyor. Oysa puro, “sadece duman” değildir; zarafetin, sabrın ve özenin karışımıdır. Kimi için bir törendir, kimi için bir ödül, kimi için de günün sonunda kendine ayırdığı en asil dakikalar…

Belki de bu yüzden puroyu eline alan herkes aynı havaya bürünür: Biraz daha dingin, biraz daha seçici ve biraz daha “kendinden emin.” Aslında puro, insanların hayatına işte tam da bu duyguyu taşır.

Kısacası puro, ne günlük telaşa ne de sıradanlığa yakışır. O, ilgi ister… saygı ister… kendisine eşlik eden insandan biraz özen bekler. Ama karşılığında da bambaşka bir keyif, bambaşka bir atmosfer sunar.

Belki de tüm asaleti buradadır: Nazlı olmasında.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —