-
BIST 100
15807,88%-0,41
-
DOLAR
44,37% 0,19
-
EURO
51,18% -0,07
-
GRAM ALTIN
6417,41% 2,74
-
Ç. ALTIN
10535,37% -0,74
MİT Başkanı Kalın: İsrail'in müzakere girişiminlerini sabote etmek için yoğun bir çaba içerisinde olduğunu görüyoruz
Kalın, "Savaş başladığından beri her seferinde bir müzakere girişimini sabote eden İsrail'in son iki günde yaptığı saldırılarla bu girişimleri sabote etmek, boşa çıkartmak için yoğun bir çaba içerisinde olduğunu görüyoruz." dedi.
MİT Başkanı Kalın, "Savaş başladığından beri her seferinde bir müzakere girişimini sabote eden İsrail'in son iki günde yaptığı saldırılarla bu girişimleri sabote etmek, boşa çıkartmak için yoğun bir çaba içerisinde olduğunu görüyoruz." dedi.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından "Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla Beşiktaş'ta bir otelde düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nin (STRATCOM), "İletişimde Yeni Paradigma: Bilgi, Güç ve Anlatı" başlıklı oturumunda yaptığı konuşmada, pandemiden bu yana dünyanın birçok kritik eşikten, krizlerden ve kırılmalardan geçtiğini belirtti.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın 5. yılına girdiğini ve henüz savaşın nasıl biteceğine dair netleşen bir tablonun yer almadığını, İsrail'in Gazze'ye Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırıların da hala devam ettiğini aktaran Kalın, "Gazze barışını hayata geçirmek için çabalarımız devam ederken İsrail'in ihlalleri, işgal ve ilhak politikaları hiçbir şekilde ara vermeden devam ediyor." dedi.
Kalın, Suriye devriminin etkilerinin de tüm bölgede hissedilmeye devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Geçen sene haziran ayında yaşanan 12 günlük İsrail-İran savaşı, şu anda içinde bulunduğumuz savaşın fiili şartlarını da test eden, ortaya çıkaran bir niteliğe sahip idi. Şu anda ise 28 Şubat'ta başlayan, 1 aydır devam eden İsrail-ABD-İran savaşının ortasında bulunuyoruz. Bu savaşı önlemek, ilk planda ortaya çıkmasını engellemek için Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Dışişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız, bizler, İletişim Başkanlığımız ve diğer ilgili tüm arkadaşlarımızla çok yoğun bir çaba sarf ettik. Her seferinde öngörülemezlik, kırılganlık, gücün keyfi kullanımı üzerine dayalı bir dünya sisteminin ancak yeni krizler ve savaşlar üreteceğini ifade ederek, bu tür çatışmaların ve yıkımların yaşanmaması için yoğun bir çaba sarf ettik. Bugün bu savaşın ortasında, yaklaşık 1 aylık süre içerisinde bir bu savaşın sona erdirilmesi, iki Türkiye'nin bu savaşın dışında tutulması için yoğun bir çaba sarf ettik."
Bu çabaların da aralık vermeden devam ettiğini vurgulayan Kalın, "Bugün itibariyle de bu savaşın bütün bölgeye yayılmaması, daha yıkıcı hale gelmemesi, geleceğe dönük olarak da kalıcı hasara sebep olmaması için çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz. Fakat maalesef İsrail'in başlattığı bu bölgesel savaşın giderek bir küresel krize dönüşmesi ve Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, '8 milyarın bedelini ödediği bir savaşa dönüşmesi' şu anda fiili bir gerçeklik olmaya doğru hızla ilerliyor. Tüm çabamız öncelikle bu savaşın bir an önce sona ermesi olacaktır." diye konuştu.
“Biz dostun ve düşmanın kim olduğunu bilerek hareket ediyoruz"
İbrahim Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu büyük savaşla birlikte bölgemizde aynı zamanda büyük bir fitne ateşinin yakıldığını da ifade etmeliyim. Bu savaşın hesaplanan sonuçlarından bir tanesi sadece İran'ın nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılması değil fakat bundan çok daha tehlikeli olarak bölgenin kurucu asli unsurları olan Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında on yıllarca devam edecek bir kardeş savaşına, bir kan davasına zemin hazırlayacak adımların atılmasıdır. Bunlara karşı Türkiye olarak sonuna kadar teyakkuz halinde mücadele edeceğimizi ifade etmek isterim.
Biz Türkiye olarak hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmadık, olmayacağız. Gerekirse ateş topunu elimize alacağız, göğsümüzde soğutacağız ama onu hiçbir zaman fitne ateşine atmayacağız. Fitne ateşini yaymaya çalışanlara karşı da kendi dinamiklerimizle, değerlerimizle, liderliğimizle kendi önceliklerimizle karşı durmaya devam edeceğiz. Biz dostun ve düşmanın kim olduğunu bilerek hareket ediyoruz. Türkiye olarak bu istikametten ayrılmayacağımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum."
İran'a yönelik savaşın uluslararası hukuk açısından bir zemininin olmadığını söylemeye gerek bile duymadığını vurgulayan Kalın, "Fakat bu savaşı başlatanların sadece İran'la sınırlı kalmayıp bölgede birtakım oldubittilerle, Lübnan'da, Suriye'de Filistin topraklarında ve başka yerlerde fiili durumlar yaratarak yeni imha, ilhak ve işgal politikaları peşinde olduğunu çok iyi biliyoruz. Özellikle Lübnan'da son günlerde yaşanan gelişmelerin, 74'te Golan Tepelerinde yaşanana benzer fiili bir durum yaratıp bunu bir imha, ilhak ve işgal politikasına dönüştürme girişimi olduğunu görüyoruz. Bunu önlemek için de çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz." diye konuştu.
Kalın, "Türkiye olarak sadece Lübnan'da değil, Filistin topraklarında da bir oldubittiyle Filistinlilerin temel haklarının ellerinden alınmasını, Gazze ve Batı Şeria'da yaşanan ihlallerin görmezden gelinmesine müsaade etmeyeceğimizi ifade etmek istiyorum. Teselsülen başlayan ve birbirini tetikleyen savaştaki gelişmeler neticesinde bugün savaş İran'ın ötesinde tüm Körfez bölgesine yayılmış durumda. Elbette İran'a yapılan saldırılar ne kadar yanlışsa Körfez bölgelerine yapılan saldırıların da amaca hizmet etmediğini ifade etmemiz gerekiyor. Körfez'deki dost ve kardeş ülkelerle yaptığımız tüm görüşmelerde ve istişarelerde de bu savaşın bir an önce sona ermesi için, bölgenin kendi dinamiklerini esas alan bir perspektifle hareket etmemiz gerektiğinin altını çiziyoruz." ifadelerini kullandı.
“Savaşı başlatan ana aktörün kim olduğunu hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor"
Hem İran'da hem de tüm bölgede bu savaşta hayatını kaybedenlere rahmet dileyen Kalın, bir daha böyle acıların yaşanmaması için de ellerinden gelen çabayı bundan sonra da göstermeye devam edeceklerini kaydetti.
Kalın, "Elbette İran'ın Körfez ülkelerine yaptığı saldırıları kabul edilemezdir ama savaşı başlatan ana aktörün kim olduğunu hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor. Bunun için de İsrail üzerindeki baskının artırılması, savaşı başlatan aktör üzerinde yoğunlaşılarak, bu savaşın bir bölgesel savaşa ve küresel krize dönüşmesini önlemek için çaba sarf etmemiz gerekiyor." dedi.
Bir müzakere masası kurulması için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, günlerdir çok yoğun bir çaba içerisinde olduklarını belirten Kalın, "Bize de her gün soruluyor. 'Görüşme olacak mı, müzakere olacak mı, masa kurulacak mı?' diye. Pakistanlı kardeşlerimizin bu konuda uzattıkları yardım elini, girişimi sonuna kadar destekliyoruz. Bu görüşmelerin olması için bir zeminin oluşması gerekiyor. Bu konuda Pakistanlı kardeşlerimizin de yetkin bir iş çıkaracaklarından en ufak bir şüphemiz yok." ifadelerini kullandı.
Kalın, şöyle devam etti:
"Savaştan önce olduğu gibi savaş başladığından beri her seferinde bir müzakere girişimini, bir diyalog ve iletişim kanalı açma çabasını sabote eden İsrail'in gene burada da son iki günde yaptığı saldırılarla bu girişimleri sabote etmek, boşa çıkartmak için yoğun bir çaba içerisinde olduğunu görüyoruz. Bu savaşı bitirmek için daha önce de ifade ettiğim gibi elimizden gelen çabayı aralıksız bir şekilde gece gündüz göstermeye devam edeceğiz. Savaş bittikten sonra da bölgedeki kalıcı hasarın bir an önce toparlanması, kalıcı hasarın oluşmaması için bölgemizde kendi dinamiklerimizi esas alan bir güvenlik mimarisinin kurulması için bir çalışma yapmak durumunda kalacağız. Bu süreci yönetirken yine Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve ilgili tüm kurumlarımızla birlikte ülkemizin güvenliği için, strateji konumlanması için, bölgesel perspektifi için birtakım önemli dersler çıkartıyoruz. Bu dersler neticesinde de ülkemizin güvenlik duvarını güçlendiriyor, dayanıklılık vasfımızı kuvvetlendirmeye çalışıyoruz."
Kalın, postmodernizmin büyük anlatılar çağının sona erdiğini ilan etmesinin üzerinden yaklaşık yarım asır geçtiğini belirtti.
Kalın, 1970'li yıllardan itibaren postmodernist düşünürlerin kendilerine akıl, bilim, aydınlanma, ilerleme, din ve toplum gibi büyük anlatıların döneminin geçtiğini, artık kimlik, cinsiyet, etnik kimlikler ve sosyal sınıflar gibi daha mikro ilişkiler ve tarihler üzerinden insanlığın akışının devam edeceği tezini ileri sürdüğünü ifade etti.
İbrahim Kalın, ancak akıl, aydınlanma ve bilim gibi büyük anlatıların yerine neyin konulduğuna bakıldığında, postmodernistlerin tahminlerinin tersine yeni bir anlatıdan ziyade, tüketime dayalı kapitalist üretim biçimlerinin ve teşhir kültürünün söyleme ve eyleme hakim olduğunu gördüklerini söyledi.
Postmodernizmin klasik moderniteye dönük eleştirilerinin, onun keskin uçlarının törpülenmesi anlamında önemli katkılar sağladığını ifade eden Kalın, şunları kaydetti:
"Fakat postmodernizmle birlikte tedavüle sokulan kavramlara baktığımızda yeni bir sorun yumağı ile karşı karşıya kaldık. Hakikatin inkarı, bilginin araçsallaştırılması, gerçekliğin sanal hale getirilmesi, varlığın artık eğilen, bükülen, biçilen bir meta haline gelmesi, bilginin anlamsızlaşması, siyasetin anlamını yitirmesi gibi kavramların kullanılmasıyla birlikte bir kargaşa dönemine girmiş bulunuyoruz. Bütün bunlar dünyayı daha rasyonel, daha özgür, daha adil kılmadı. Tam tersine irrasyonel, özgürlük karşıtı, daha karanlık güçlerin öne çıktığı, adeta Freud'un bilinçaltı tahminlerini doğru çıkartan bir karanlık döneme girdik. Öyle bir noktaya geldik ki bazıları bugün buna artık 'karanlık aydınlanma' diyorlar."
Kalın, bilmenin tek başına hiçbir zaman yeterli olmadığını kaydederek, "Bilmenin yanına muhakemeyi, bilginin yanına hikmeti koymak zorundayız. Çağımızın en büyük yanılgılarından bir tanesi 'bilgi çağı' diye ifade ettiğimiz şeyin aslında bir enformasyon, malumat çağı olduğu. Malumatın bol olduğu, bilginin giderek azaldığı, hikmetin ise ortadan kalktığı bir çağda yaşıyoruz. Her gün milyonlarca, milyarlarca bilgi verisinin, datanın üretildiği ama manasının, mahiyetinin, istikametinin bilinmediği, anlaşılamadığı, sorunlarımıza deva olmayan, çare olmayan bir bilgi yığınıyla, bir enformatik felaket dönemiyle karşı karşıya bulunuyoruz. Zira tek başına malumat, enformasyon üretmek insanın hedefine ulaşması için yeterli değil. Tek başına bilgi de yeterli değil, bilmek de yetmiyor, hikmete de sahip olmak gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
“Bilginin varlıkla ilişkisini, hakikatin bilgiyle ilişkisini kuramıyoruz"
Hakikatin, eşyanın mahiyetini olduğu gibi aktaran bilgi olduğunu belirten Kalın, bu kritere uymayan her ifadenin bir iddia, ispatlanması gereken bir sav olduğunu, bilginin, eşyanın hakikatiyle bütünleşen bir tasavvur haline gelmesiyle hakikate dönüştüğünü söyledi.
Kalın, eşyanın hakikatinden ayrı bir bilginin tasavvur edilemeyeceği için hakikat ile varlık arasında çok yakın bir ilişki olduğuna dikkati çekerek, "Fakat modernizm ve postmodernizm süreçlerinin bizi getirdiği noktada bilgiyle hakikat, hakikat ile varlık arasındaki bağı da kopartmış durumdayız. Artık bilgiyi araçsallaştırdığımız, hakikati keyfileştirdiğimiz, varlığı da kendi tasarruflarımıza göre inşa ve imar ettiğimizi düşündüğümüz bir çağda yaşıyoruz. Bunun neticesi olarak da bilginin varlıkla ilişkisini, hakikatin bilgiyle ilişkisini kuramıyoruz." diye konuştu.
Varlık tasavvurunun metaya indirgenmesinin modernitenin her şeyi kontrol altına alma arzusuyla doğrudan ilgili olduğunu ifade eden Kalın, şöyle devam etti:
"Modern dünyanın bizi getirdiği yer, hipermodernitenin bize empoze ettiği varlık tasavvuru kontrol edilebilir varlıktır. Kontrol etmek için de her şeyi niceliksel hale getirip, hesaba kitaba tutulur bir biçime dönüştürmeniz beklenir. Bunu yapamadığınız yerlerde o şey sizin için bir varlık olmaktan çıkar. Kontrol edebildiğiniz kadar varlığa hakimsiniz demektir. Dolayısıyla bilginin amacı da giderek kontrol etmek haline gelmiş bulunmaktadır. Bu bağlam içerisinde bizim hakikat kavramını yeniden kuşanmamız, bilgiyi tekrar doğru bir zemine oturtmamız, varlık tasavvurumuzu da doğru bir çerçevede yeniden ifade etmemiz gerekiyor.
Özellikle postmodernizmin antirealist hakikati ve gerçekliği inkar eden eğilimlerine karşı, bugünün hakikat sonrası eğilimlerine karşı biz hakikati savunmaya devam edeceğiz. İrrasyonalizme karşı aydınlanmış ama ayakları sağlam zemine basan aklı köleleştirmeye karşı özgürlüğü, makineleşmeye karşı insanı, karanlık aydınlanmaya karşı da derin aydınlanmayı savunmaya devam edeceğiz. Bunların izafi, keyfi, bağlamsal, sınıfsal, politik değil mutlak bağlayıcı, evrensel değerler olduğunda ısrar edeceğiz."
“Temel çabamız, gayretimiz hikayemizi evrensel bir dille anlatmak"
İbrahim Kalın, iletişimin sadece bir bilgi ve mesaj aktarım çabasından ibaret olmadığını, aynı zamanda bir anlam inşa etme, yön ve istikamet verme çabası olduğunu belirterek, "İlahi mesajlar, vahiy şeklinde bize gelen kutsal kitapların her biri bir mesajdır, bir ilahi iletişim yöntemidir. Ama onların nihai amacı, anlamı inşa etmek ve bize hayatımıza ilişkin bir takım yönlendirmelerde bulunmaktır. İnsanın iletişim kurmasının da öncelikli amacı hiç şüphesiz anlamı inşa etmek ve bir yön verebilmektir. Dolayısıyla iletişim aynı zamanda bir anlam inşa etme, bir istikamet çizme, kendimize bir yön bulma çabasıdır." ifadelerini kullandı.
Uzun yıllardır Türkiye dahil olmak üzere İslam dünyasının temel sorunlarından bir tanesinin de kendi hikayesinin farkında olmaması olduğunu dile getiren Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İsmini koymadığınız şey sizin değildir. Adını koymadığınız hikaye sizin hikayeniz değildir. Başkalarının gramerini kullanarak, kendi kelimelerinizi kullandığınız zaman bile kendi dilinizi kullanmış olmazsınız. Başkasının sentaksı üzerinden, başka bir dil evreni içerisinde kendi kelimelerinizi sadece yorarsınız. Halbuki kendi sentaksınızı, dil bilginizi, semantiğinizi de aynı anda inşa etmeniz gerekir. Kelimeleri o sentaksın içine sıkıştırmaya çalışmak size daha iyi, daha otantik, daha gerçekçi bir ifade imkanı sunmaz. Hikayesini anlatmadığınız şey ise hadise olmanın ötesine geçmez. Yaşanan hadiseler ancak hikayeleştirildikleri zaman kalıcı birer anlatı haline gelirler." şeklinde konuştu.
Kalın, karanlık aydınlanmanın bütün saldırılarına, kapitalist tüketim modellerine ve teşhir kültürünün bütün saptırmalarına karşı, aklı ve kalbi korumaya, özgürleştirmeye devam edeceklerini dile getirdi.
Düşman yaratma oyunlarına karşı her an teyakkuzda olup onların oyunlarını boşa çıkartacaklarını belirten Kalın, "Türkiye olarak bilgiyi hakikatten, hakikati varlıktan, gücü hak ve adaletten, hikayeyi ve anlatıyı anlam ve istikametten ayırmadan yolumuza devam edeceğiz. Temel çabamız, gayretimiz hikayemizi evrensel bir dille anlatmak, ama hikayemizin sadece şu grubun, bu hizbin, bu bölgenin, bu şehrin değil bütün coğrafyamızın, bütün insanlığın da bir hikayesi olduğunu fark ederek, kavrayarak bize kulak vermeye gönlü olan, aklı olan, kulağı olan herkesle paylaşmak olacaktır. Bu yüzden de biz hikayemizi inşa edeceğiz, anlatacağız, paylaşacağız ki başkalarının hikayeleriyle bizim hikayemizde zenginleşsin." diye konuştu.
Erhürman, gündemdeki 3 konuyu değerlendirdi
İsveç'te, İsrail'in Gazze ve Lübnan'a yönelik saldırıları protesto edildi
MİT Başkanı Kalın: İsrail'in müzakere girişiminlerini sabote etmek için yoğun bir çaba içerisinde olduğunu görüyoruz
Türkiye Dışişleri Bakanı Fidan, bölgedeki gelişmelerin ele alınacağı toplantı için yarın Pakistan'a gidecek
BM, Hürmüz Boğazı'ndaki insani krizi ele almak üzere görev gücü kurdu
Küçükbaş destek ödemeleri perşembe günü yapılacak
KIBTES yönetimi 9'uncu Türkiye Buluşması'na katıldı
CTP, Hayat pahalılığı değişikliğinin alım gücünü düşürerek piyasayı daraltacağı uyarısında bulundu
UBP Gazimağusa İlçesinde Seçimler Büyük Ölçüde Tamamlandı
TDP sahaya indi: Kongreler tamam, kurultayla yeni dönem başlıyor
Yaz saati uygulaması başlıyor... Saatler yarın ileri alınacak
Cumhuriyet Meclisi pazartesi toplanacak… Gündemde 12 tasarı ile Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasası’nın üçüncü görüşmesi var
GİAD Başkanı Yusuf Tekinay, TÜGİK yönetimine seçildi
Girne’de trafik kazası… Motosiklet sürücüsü yaralandı
Polisiye olaylar… 4 kişi tutuklandı, 1 kişi hakkında ise yasal işlem başlatıldı
"Temel Tepki Öğretimi" konusunda 4 Nisan'da seminer düzenleniyor
75 yaşındaki Neşet Mavigözlü yaşamını yitirdi; Weber’in ölüm sebebi ise kalp damar hastalığı
Evinde satışa hazır 32 paket uyuşturucu maddeyle yakalandı
Türkiye İletişim Başkanı Duran, Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu ile bir araya geldi
Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları "Kafkas Tebeşir Dairesi" oyununu sahneledi
BAE Savunma Bakanlığı, İran'dan füze ve İHA'larla saldırı düzenlendiğini açıkladı
ARUCAD’da Dünya Tiyatrolar Günü etkinliklerle kutlandı
Komite 11 yasa tasarısını onaylayarak Genel Kurul’a sevk etti
Hafta sonu hava nasıl olacak?
Polise yeni üniforma
BM: "İsrail'in tahliye emirleri Lübnan'da 370 binden fazla çocuğu yerinden etti"
İçişleri Bakanı Oğuz , Türkiye İçişleri Bakanı Çiftçi ile bir araya geldi
Avrupa Birliği Uyum Yasa Tasarılarını Görüşmek Üzere Oluşturulan Geçici ve Özel Komite toplandı
Nazım Çavuşoğlu, İstanbul temasları kapsamında bir dizi ziyarette bulundu
CTP, Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nı ziyaret etti
Yükleniyor



